Her kişinin adı ve soyadı özeldir, kültürel bir unsurdur ve hukuksal olarak kişisel veridir. Bu veri, kişiyi toplumsal ortamda tanınmasını sağlayan, başkalarından ayıran, o kişiye özgü hukuki değerdir. Ve hukuki olarak, bir gerçek kişiyi her daim belirlenebilir kılan, kişiye sıkı sıkı bağlı, devredilemeyen, vazgeçilemeyen haklardandır.
Kadınlar, iş ve sosyal yaşamlarında tüm haklarını erkeklerle eşit şartlar altında kazanıp yerine getirdikleri aşikârdır. Kadın birey; soyadını bir erkeğin soyadını kazandığı gibi doğumla babasından kazanır. Erkek birey soyadını, evlat edinme ya da mahkeme kararıyla haklı bir nedene dayanarak değiştirme talebi dışında, hayatının sonuna kadar taşır.
Soyadı Kanunu’ nun 1934 yılında yürürlüğe girmesiyle, herkes kendine bir soyad belirlemiş, sonrasında belirlenen bu soyadlar ile bireyler soyağacına sahip olmuştur. Bu yazımda, daha çok kadının medeni durumu değiştikçe gündeme gelen soyadı problemi üzerinde duracağım. Gelecek yazımda ise çocuğun soyadı hususuna değineceğim.
Süregelen zaman içinde erkeğin soyadında bir karışıklık oluşmazken, kadının soyadı sorunu gündeme gelmiştir. Eski Medeni Kanunumuzun yürürlüğe girdiği yıllarda, kadının evlilik ile eşinin soyadını kullanması gayet normal karşılanmıştı. Ancak zamanla değişen toplumun yapıtaşları ile kadınlar evlilik soyadlarının yanı sıra, bekârlık soyadlarını da kullanmak istemişlerdir. Kadın evlendikten sonra nüfus müdürlüğüne yapacağı bir başvuruyla hem eski hem de eşinin soyadını birlikte kullanabilir.
Kadının medeni durumu evlilik ya da boşanma ile değişince, soyadında oluşan farklılık birçok değişikliği beraberinde getirmektedir. Nüfus cüzdanındaki soyad değişikliği, pasaport değişikliği, sürücü belgesi değişikliği, banka ve kredi kartlarındaki değişiklik gibi. Ancak kadın akademik çalışmalara sahip ise, akademik eserlerde eski soyadının bir anda kullanılmaması imkânsız hale gelecektir. Dolayısıyla kadının medeni durumundaki değişiklik ile soyadındaki değişim bir hayli zorluklara yol açacaktır. Kadın, evlilik ile kocasının soyadını alır; ancak, nüfus müdürlüğüne yapacağı bir başvuruyla, evlenmeden önceki soyadını da kullanması mümkün kılınmıştır. Ayrıca Yargıtay içtihatları doğrultusunda, kadın evlendikten sonra sadece bekârlık soyadını kullanabileceği durumda mümkündür. Bunun için kadın, evlendikten sonra Aile mahkemesine başvurarak dava açmalıdır. Bu davada haklı sebep aranmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun söz konusu kararından özetle; “Dava, evlilik soyadının iptali ile evlilik birliği içinde kızlık soyadının kullanılması istemine ilişkindir. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi Medeni Kanun’un 187. Maddesini Anayasa’ya aykırı bulmamışsa da, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarda yer alan düzenlemeler kanun hükmündedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin içtihatlarına göre, kişinin soyadı özel hayat kapsamında değerlendirilmiş ve evli kadının kocasının soyadını kullanma zorunluluğu özel hayata bir müdahale olarak kabul edilerek, Medeni Kanun’un konuya ilişkin düzenlemesi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 8. ve 14. maddelerine aykırı bulunmuştur.
Buna göre, AİHS ve diğer uluslararası insan hakları antlaşmaları ile çatışan 4721 sayılı Kanun’un 187. maddesi karara esas alınmayarak, kızlık soyadının kullanılması talebi; AİHS’nin 8. ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında, bir insan hakkı olarak kabul edilip cinsiyete dayalı olarak bir ayrıma tabi tutulmaksızın erkek ve kadın arasında eşit şekilde uygulanması gerektiğinden kızlık soyadını kullanmak istemek için haklı bir gerekçenin bulunmasına ihtiyaç bulunmadığının kabulü gerekmiştir. ” şeklinde ifade edilmiştir.
Kadın, boşanma sonucunda, kural olarak kızlık soyadını tekrar kazanır. Ancak kadın boşandığı eşinin soyadını kullanmak istediği takdirde, bunu boşanma davasıyla ya da boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde talep etmelidir. Bu hususun boşanma davasından sonra ileri sürülmesinde bir sakın yoktur. Burada kadın, boşandığı eşinin soyadını kullanma hususundaki menfaatini ispatlamalıdır. Ancak süresi hukukumuzda bir yıllık hak düşürücü süreye bağlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nda boşanan kadın için, kocasının soyadını kullanma hakkı süresiz olarak verilmemiştir. Bunun için kocaya, eşin soyadını kullanma hakkını, içinde bulunulan durumun değişmesi karşılığında soyadı kullanma izninin kaldırılması imkanı vardır.
AV. NAZLI GÜLCE BAŞAK
